Sokak müzisyenleri, tarih dolu kafeleri, şık insanları ve çok sayıda müzesiyle sıkılmadan 2-3 gününüzü geçirebileceğiniz Viyana, sanatı ve kültürü de bünyesinde barından özel bir şehir.
Dünyanın en yaşanılabilir şehirlerinden biri olarak kabul edilen Viyana, hayal ve müzik şehri olarak da adlandırılıyor. Çoğu Avrupa şehrine nazaran pahalı olsa da, Viyana için en azından iki gününüzü ayırın deriz.
Viyana’da yapılacak o kadar çok şey var ki, iyi vakit geçirmemek mümkün değil. Her yaştan ziyaretçiye hitap eden müzeler, şehir parkları, kiliseler, saraylar ve çok daha fazlasıyla eşsiz bir Viyana gezisi yapacağınızdan emin olabilirsiniz.
Viyana’da Ne Yapılır ?
Viyana’da yapılacak şeyler listenize ekleyebileceğiniz çok fazla şey var. Bu aktivitelerin çoğu tarihi şehir merkezinde yer alıyor. Ancak şehir merkezinin dışında da ilgi çekici birçok aktiviteyi bulabilirsiniz. Şehirdeki sarayların bazıları merkezde bulunuyor olsa da, merkez dışında da kaçırılmaması gereken saraylar var.
VİYANA’DA NEREDE KALINIR ? ; Kesinlikle Innere Stadt bölgesinde, yani şehrin kalbinin attığı yerde kalın deriz. Burası, Viyana’daki ana cazibe merkezlerine ev sahipliği yapan ya da çok kısa yürüyüş mesafesinde olan bir bölge.
Otel tavsiyesi olarak, 3 yıldızlı Boutique Hotel Nossek, 4 yıldızlı Hotel Domizil ve 5 yıldızlı Hotel Ambassador‘u öneririz.
VİYANA’DA KAÇ GÜN KALMALI ? ; Viyana için 2 günlük bir süre yeterli oluyor. Fakat yeteri kadar bütçeniz varsa 3 gününüzü Viyana için ayırın deriz. Daha uzun süre kalacak olursanız da yapacak daha fazla şey bulabilirsiniz.
Gelelim Viyana’da ne yapılır ? sorusuna cevap olabilecek en popüler aktivitelere ;
1.En Popüler 17 Turistik Yer İle Gezinize Başlayın
Viyana’da yeteri kadar zamanınız yoksa, sadece şehrin en önemli ve en ünlü turistik cazibe merkezlerini görmeyi planlıyorsanız ilk olarak bu 17 yer ile başlayabilirsiniz. Daha uzun bir süre Viyana’da kalacaksanız da alternatif olarak yazının devamındaki yapılacak şeylere göz atabilirsiniz.
1.1.Aziz Stephan Katedrali (St. Stephen’s Cathedral)
Viyana’nın simgesi olarak kabul edilen Aziz Stephan Katedrali, dört gösterişli kulesi, kendine özgü kiremitli çatıları ve muhteşem mimarisi ile şehirdeki en çok ziyaret edilen tarihi yapılardan biri olmaya devam ediyor.
Dünyanın en yüksek dini yapılarından olan katedralin güney kulesine 300 basamak çıkarak ulaşabiliyorsunuz. Buradan Viyana’nın en güzel manzaralarını seyredebilirsiniz.
Bugün gördüğümüz yapı ilk olarak 12. yüzyılda inşa edilmiş ve Leopold IV tarafından yaptırılmış. Viyana’nın ticaretin yanı sıra dini bir ibadet merkezi olarak artan önemini kabul etmek için inşa edilen bu Ortaçağ yapısı, daha önceki iki kilisenin kalıntıları üzerine yerleştirilmiş. Arkeolojik kanıtlar ayrıca, Katedral’in altında Roma döneminden kalma büyük bir mezarlığın yattığını gösteriyor.
Viyana şehir merkezinin kalbindeki Stephansplatz meydanında yer alan katedrale, şehrin birçok noktasından yürüyerek kolaylıkla ulaşabilirsiniz.
Mozart’ın düğün ve cenazesinin yapıldığı yer olması bakımından da önemli olan Aziz Stephan Katedrali’nin müze koleksiyonunda 18. yüzyıldan kalma dini tablolar, 16. ve 17. yüzyıllardan kalma Meryem ve Çocuk heykelleri ve hatta bazı Orta Çağ oymaları bulunuyor.
Katedralin iç mekanını ziyaret ettikten ve güney kulesine çıkıp şehrin enfes manzarasını seyrettikten sonra, zamanınız kalırsa kuzey kulesine, katedral hazinesine ve yeraltı mezarlarına (catacombs) göz atmayı da unutmayın.
1.2.Hofburg İmparatorluk Sarayı
Viyana’nın diğer kraliyet konutlarından farklı olarak Hofburg, şehir içinde şehir gibidir. Innere Stadt’ın güneybatı ucunda yer alan 13. yüzyıldan kalma saray, birkaç ayrı ilgi çekici yere ev sahipliği yapar.
Kraliyet ailesinin yaşadığı 2.000’den fazla oda olan Kaiserappartements’ı (İmparatorluk Daireleri), sarayın en ilgi gören bölümü olsa da, sarayda görülmeye değer daha birçok bölüm var. Bu yüzden, Hofburg İmparatorluk Sarayı için en azından 1-2 saatinizi ayırın deriz.
Viyana’nın sevilen İmparatoriçesi Elizabeth’in yaşamı ve ölümü hakkında fikir veren Kaiserappartements’ın Sisi Müzesi’ni keşfetmek için biraz zaman ayırın. Ardından İmparatorluk Gümüş Koleksiyonu’na veya kelebek evine uğrayın.
Dünyanın en büyük saray komplekslerinden biri olan Hofburg’ta kaçırılmaması gereken en önemli üç bölüm ; İmparatorluk Daireleri, Sisi Müzesi ve İmparatorluk Gümüş Koleksiyonu’dur.
İmparatorluk Gümüş Koleksiyonu ; Habsburg monarşisinin sonunda, sarayın etkileyici gümüş koleksiyonu Avusturya Cumhuriyeti’ne geçti. Müzenin lüks kristal bardaklar, gümüş eşyalar, porselen ve daha fazlasını içeren sergileri, eski imparatorluk hanedanlığının abartılı yemek kültürü hakkında fikir veriyor.
Sisi Müzesi ; Müzenin İmparatoriçe’ye adanmış altı odasını keşfederken, müzenin sesli rehberi sayesinde Sisi’nin inanılmaz hayatı hakkında büyüleyici gerçekleri keşfedebilirsiniz. Mahkeme törenine karşı isyanını, güzelliğe olan takıntısını ve onu etkileyen derin üzüntüyü hissetmek de mümkün. Sisi, başına gelen trajedilerden kaçmak için dünyayı dolaşmış, ta ki 1898’de Cenevre’de suikasta kurban gidene kadar. Sergi, çocukluk oyuncakları ve müzik aletleri, suluboya seti, mücevherleri ve lüks kıyafetleri dahil olmak üzere efsanevi imparatoriçeye ait çok sayıda nesneyi içeriyor.
İmparatorluk Daireleri ; İmparator Franz Joseph ve İmparatoriçe Elisabeth’in resmi ve özel odaları da dahil olmak üzere 600 yılı aşkın bir süredir Habsburg’lara ev sahipliği yapan farklı yatak odalarını, çalışma odalarını ve oturma odalarını keşfedin. Özgün dekorları ve mobilyalarıyla mükemmel bir şekilde korunan odalar, Avusturya kraliyet ailesinin ihtişamının ve aynı zamanda kişisel tarihlerinin bir kanıtıdır.
1.3.Schönbrunn Sarayı
17. yüzyılda inşa edilen, Viyana’nın en ilgi gören saraylarından biri olan Schönbrunn Sarayı, birkaç yüz yıl boyunca Avusturya imparatorluk ailesinin yazlık konutuymuş. Çarpıcı Barok mimarisi, gösterişli iç mekanları ve güzel bahçeleriyle kesinlikle görülmeye değer.
Muazzam Schloss Schonbrunn kompleksi, güzel sarayın yanı sıra heykellerle dolu büyüleyici bahçelere, İmparatorluk Arabası Müzesi’ne ve dünyanın en eski hayvanat bahçesi olan Tiergarten’e ev sahipliği yapıyor.
UNESCO Dünya mirası listesinde yer alan bu Viyana sarayı, Avrupa’nın en önemli barok mimarilerinden birini sergiliyor. Schönbrunn, 1696 yılında, Habsburg İmparatorlarının 1683’te Türklere karşı ikinci zaferlerini kutlamalarından sonra inşa edilmiş.
Odaların çoğu (neo-)rokoko ve Biedermeier ile dekore edilmiş. En karakteristik özellikler arasında kırmızı şam rengi Fransız tarzı sandalyeler ve devasa kristal ve altın avizeler yer alır. Belçika duvar halıları, devasa manzara resimleri ve İmparatorluk aile portreleri de saray duvarlarını süslüyor.
Schönbrunn Sarayı’nın kendisi tartışmasız ana cazibe merkezidir. Avrupa’nın barok döneminden kalma en etkileyici ve güzel saray yapılarından biridir. Saray üstünlüklerle dolu ve haklı olarak UNESCO Dünya Mirası alanlarından biri.
İmparator Franz Joseph ve eşi Sisi, Schönbrunn Sarayı’nda toplam 1441 odaya sahipti. Ziyaretçiler artık bu gösterişli odalardan sadece 45 tanesini görme fırsatına sahip. Fakat bu bile, fazlasıyla sanat, mimari ve tarih için yeterli oluyor.
Schönbrunn Sarayı ana cazibe merkezi, ancak bu komplekste daha görülmeye değer birçok farklı bölüm bulunuyor. Bunlar ;
Gloriette ; Schönbrunn Sarayı ve bahçelerinin üzerinde görkemli bir şekilde yükseliyor. Buradan harika bir Viyana manzarasının keyfini çıkarabilirsiniz. Burası bir zamanlar İmparator Franz Joseph’in kahvaltı için en sevdiği yermiş.
Schönbrunn Hayvanat Bahçesi ; Halen faaliyette olan ve aynı zamanda dünya çapında türünün en iyi ve en modernlerinden biri olan dünyanın en eski hayvanat bahçesi. Bütün bir günü burada kolayca geçirebiliriz. Bu hayvanat bahçesinde 700’den fazla tür bulunuyor.
The Maze (Labirent Bahçe) ; Sıradan bir labirent bahçesi diyebiliriz. Labirent içerisinde 12 burcu da görebiliyorsunuz. Ayrıca labirentin çevresinde, 14 istasyonlu bir oyun alanı olan Labyrinthikon’a çocuklarınızla uğramayı da unutmayın.
Palmiye Evi ; Farklı iklim bölgelerine sahip pavyondan oluşuyor. 2.500 m²’lik bir alan, Akdeniz, tropikal ve subtropikal bölgelerden çok sayıda bitkiyi barındırıyor. Sergilenen bitkilerden öne çıkanlar arasında 23 metrelik bir palmiye ağacı ve 1,20 metrelik yaprak çapıyla dünyanın en büyük nilüferi yer alıyor.
Schönbrunn Sarayı Parkı ; Parkın kendisi bir geziye değer. Çalılar, ağaçlar ve çiçeklerle birlikte etkileyici çeşmeler, heykeller, anıtlar hala imparatorluk çağının cazibesini çağrıştırıyor. Giriş ücretsizdir ve Viyana’nın en popüler parklarından biridir. Uzun bir koşu, aile ile yürüyüş ya da iyi bir kitap okuyarak bir bankta birkaç saat geçirmek için mükemmel bir yer.
1.4.Viyana Doğa Tarihi Müzesi (Museum of Natural History Vienna)
Dünyanın tarihi ve doğanın nefes kesen çeşitliliği 20 milyon nesne sayesinde pratik olarak yaşanabilir. Habsburglar, böceklerden değerli taşlara, minerallerden pterodaktillere kadar her şeyi İmparatorluk Sarayı’nın yakınındaki bu müzenin çatısı altında birleştirmiş. Nesli tükenen veya yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanlara ait çok sayıda tahnitçilik örneği, koleksiyonu daha da değerli kılıyor.
Koleksiyonun en önemli parçası, 1908’de Aşağı Avusturya’daki Wachau’da bulunan 29.500 yaşındaki ve sadece on bir santimetre boyundaki “Venus von Willendorf”tur. Erken Taş Devri heykelinin bu başyapıtı, dünyanın en ünlü arkeolojik keşiflerinden biri ve statüsüne uygun olarak 36.000 yıllık Statuette von Stratzing’in (“Fanny”) yanında ‘Venüs Kabini’ olarak sunulmaktadır. Hemen bitişiğinde 2015’te yeni açılan tarih öncesi koleksiyon ve beş bin yıldan eski nesnelerin yer aldığı ‘Altın Dolap’ var.
Dinozor salonu, devasa tarih öncesi hayvanların iskeletlerini ve kalıntılarını, hareket eden ve korkunç sesler çıkaran gerçekçi bir allosaurus ile sunar. Model, Doğa Tarihi Müzesi için en son bilimsel bulgular temel alınarak yapılmış. Orijinal boyutunda dünyanın ilk canlı terör kuşu modeli ve büyüleyici bir boynuzlu dinozor kafatasının yeni sergileri, etkileyici kalıcı sergiyi tamamlıyor.
Ayrıca Meteorite Room’da dünyanın en büyük ve en eski meteor koleksiyonu da görülmeye değer. Burada “gökten düşen” 1.100 kaya görülebilir. Ve bir simülatör yardımıyla, güçlü bir göktaşı çarpması ekranda 3 boyutlu olarak sahnelenebilir.
1.5.Stephansplatz
Sokak sanatçıları, at arabaları ve alışveriş yapanlar, gezginler ve mükemmel kahve arayanlarla dolup taşan, Viyana’nın tam kalbi olan Stephansplatz meydanı, gece gündüz şehrin en hareketli noktası olmaya devam ediyor. Ayrıca meydan, Viyana’nın en önemli tarihi yapılarından biri olan Aziz Stephan Katedrali’ne ev sahipliği yapıyor.
Şehrin merkezinde yer alan Stephansplatz, diğer birçok önemli cazibe merkezine yürüme mesafesindedir. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri, meydandaki cafelerden birinde oturup insanları seyretmektir. Ayrıca bu meydan ve çevresi, Viyana’da konaklama için en çok tercih edilen ve en fazla seçeneğe sahip olan yer. Henüz Viyana’da nerede kalacağınıza karar vermediyseniz meydana yürüme mesafesindeki otelleri inceleyebilirsiniz.
1.6.Viyana Devlet Operası
Viyana Devlet Operası, birinci sınıf opera ve balesinin yanı sıra çarpıcı Rönesans mimarisiyle ünlü, dünyanın en iyi opera kumpanyalarından biri olarak kabul ediliyor.
Hafta boyunca süren rehberli ziyaretler sayesinde binanın içini keşfederken Devlet Operası’nın çalkantılı tarihi hakkında her şeyi öğrenebilirsiniz. Tabii dilerseniz konserlere ve gösterilere de katılabilirsiniz, ancak fiyatların ciddi anlamda pahalı olduğunu unutmayın.
1869’da mimarlar August Sicard von Sicardsburg ve Eduard van der Nüll’ün planlarına göre inşa edilmiş ve 2. Dünya Savaşı’ndaki yıkımın ardından 1955’te yeniden açılmış olan Opera Binası, mimarisiyle de ilginizi çekecektir.
Dünyanın en büyük repertuar tiyatrosu olan Viyana Devlet Operası’nın perde arkasına bir bakış, normalde akşam opera müdavimlerinden gizlenen pek çok şeyi ortaya çıkarır. Bir tur, Opera Binası’nın tarihi, mimarisi ve işleyişi hakkında birçok ilginç bilgi sağlar.
Tur, fuayeden Büyük Merdiven’e çıkar ve ardından tören odalarından (Teesalon, Marmorsaal, Schwindfoyer, Gustav-Mahler-Saal) geçerek sahne manzaralı oditoryuma ulaşır.
1.7.Avusturya Ulusal Kütüphanesi
Bir imparatorluk sarayı kütüphanesi olan Avusturya Ulusal Kütüphanesi, 18. yüzyılın ilk yarısında inşa edilmiş. Bugün Avusturya’daki en büyük kitap koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor ve halen bilim ve araştırma için bir kütüphane işlevi görüyor. Milli Kütüphane, asıl kütüphanenin okuma odası ve araştırma olanaklarına ek olarak, tarihi bir keşif turuna çıkma ve farklı odaklara sahip müzeleri ziyaret etme seçeneği sunuyor.
Daha çok fotoğraf tutkunlarının ziyaret ettiği popüler Instagram spotlarından biri olan Avusturya Ulusal Kütüphanesi’nde kaçırmak istemeyeceğiniz bölüm ise ”State Hall” adı verilen alandır. Burada, masif mermer sütunların taşıdığı ve muhteşem fresklerle kaplı, katedral benzeri oval bir kubbenin ortasında durarak güzel fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz.
Devlet Binası ve Avusturya Ulusal Kütüphanesi girişi, Viyana İmparatorluk Sarayı’nın (Hofburg) hemen bitişiğinde yer alır.
Bilimsel kütüphane ülkedeki en büyüğüdür. 1920 yılına kadar geçerli olan Ablieferungsgesetz (teslimat yasası) nedeniyle Avusturya’da yayınlanan eserlerin neredeyse tamamı kütüphaneye aittir. Bu kütüphanede 12,5 milyondan fazla kitap ve diğer koleksiyon bulunabilir. Avusturya edebiyatına ek olarak, özellikle beşeri bilimler alanında geniş bir yabancı edebiyat koleksiyonu da bulunuyor.
1.8.Belvedere Sarayı
Kuşkusuz Viyana’nın en çok ziyaret edilen turistik yerlerinden biri ve önemli bir tarihi mekan olan bu görkemli cazibe merkezi, Prens Eugene için inşa edilmiş , Aşağı (Unteres) Belvedere ve Yukarı (Oberes) Belvedere olmak üzere iki Barok saraydan oluşuyor.
Saray aynı zamanda Avusturya’nın en önemli sanat koleksiyonlarının çoğuna ev sahipliği yapıyor. Bunlar, Ortaçağ sanatı, Avusturya Barok dönemi ve 19. ve 20. yüzyıllardan Avusturya sanatı ile ilgili geniş koleksiyonları içeriyor.
Yıllarca süren kapsamlı tadilattan sonra, Belvedere Sarayı’nı ziyaret etmek, Viyana’da yapılacak en iyi şeylerden biri ve gerçekten unutulmaz bir deneyim yaşatır.
Belvedere Sarayı, bir tür kompleks. Bu yüzden giriş biletlerinizi satın alırken kombineli biletlerden satın aldığınızdan emin olun. Aşağı ve Yukarı Belvedere’nin yanı sıra komplekste The Orangery (Limonluk), Saray Ahırları, Belvedere Bahçeleri ve Prens Eugene’nin Kışlık Sarayı gibi bölümleri de bu kombineli biletlerle görebilirsiniz.
Yukarı Belvedere ; Belvedere Sarayı’nın geniş sanat koleksiyonunun çoğuna ev sahipliği yapan bu muhteşem bina, başlı başına bir sanat eseri olarak kabul ediliyor. Ziyaretin öne çıkan özellikleri arasında, görkemli alçı tonozlu tavanı destekleyen Atlas heykelleriyle Zemin Kat Salonu’nu (Sala Terrena) görmek yer alır. Ayrıca, Büyük İskender’in zaferlerini tasvir eden sıva kabartması ve freskleriyle bitişikteki Tören Merdivenini de göreceksiniz. Carlone Hall’da birçok zengin mobilyanın yanı sıra etkileyici bir tavan freski vardır. Zarif Mermer Salon’a da göz atmayı unutmayın. Bu muhteşem iki katlı salon, birçok güzel dönem heykel ve tablosuna ev sahipliği yapmaktadır.
Aşağı Belvedere ; Bir konut sarayı olarak hizmet vermek üzere inşa edilmiş. Ayrıca misafirleri ağırlamak için tasarlanmış iki katlı muhteşem bir Mermer Salon’a sahiptir. Bu büyük odanın öne çıkan özellikleri, tanrı Apollon’u betimleyen oval biçimli alçı madalyonları ve zengin tavan freskidir. Bunun yanı sıra, özellikle antik çağlardan kalma bir dizi heykelin yanı sıra önemli Barok heykel koleksiyonlarını sergilemek için inşa edilen Mermer Galeri de dikkat çekicidir.
1.9.Karl Kilisesi
Viyana’nın en önemli Barok dini yapısı olmaya devam eden Karl Kilisesi de, şehirdeki en popüler çekim merkezlerinden biri. 72 metrelik muhteşem bir kubbeyle taçlandırılmış olan bu dini yapı, St. Charles’ın hayatından sahneleri betimleyen sarmal şeritleriyle Roma’daki Trajan Sütunu’na dayanan 33 metrelik ikiz Zafer Sütunları ile ünlüdür.
St. Cecilia’nın muhteşem fresklerine ev sahipliği yapan iç mekan ise, kesinlikle görülmeye değer. Giriş portalını çevreleyen 33 metre yüksekliğindeki iki sütun özellikle dikkat çekicidir. Girişin üzerindeki kabartma da Barromeo’yu tasvir ediyor.
Roma Katolik St. Karl Kilisesi, İmparator Karl VI tarafından 1713’te Viyana’da çok sayıda cana mal olan veba salgınının sona ermesine şükran amacıyla kurulmuş ve Saint Charles Borromeo’ya ithaf edilmiş.
St. Karl Kilisesi’nin inşaatına 1716’da başlanmış. Von Erlach 1723’te öldüğü için inşaat işi ertelenmiş. Oğlu Joseph Emanuel daha sonra kiliseyi devralmış ve 1737’de babasının planlarından kısmen saparak kiliseyi tamamlamış.
Bugün St. Charles Kilisesi tarihi bir anıttır. Alpler’in kuzeyindeki en önemli kilise yapılarından biri olarak kabul edilir ve Viyana’nın simgelerinden biridir.
1.10.Viyana Belediye Binası
Tarihi Innere Stadt’ın kalbinde yer alan ve Rathausplatz’a bakan Viyana Belediye Binası (Weiner Rathaus), şehrin idari merkezi olarak hizmet veren etkileyici bir Neo-Gotik yapıdır.
Binanın ortasındaki kemerli avlu, yedi avlunun en büyüğüdür ve popüler yaz konserleri için kullanılıyor.
Birinci bölgedeki Viyana Belediye Binası, ana kuleyi taçlandıran 5.40 metre yüksekliğindeki Mann Belediye Binası ile birlikte Viyana’nın sembollerinden biri olarak kabul ediliyor ve günümüzde Belediye Binası’nı turlarla ziyaret edebiliyorsunuz.
Belediye binası, 1872 ve 1883 yılları arasında Friedrich von Schmidt tarafından neo-Gotik tarzda inşa edilmiş.
Neredeyse tüm yıl boyunca burada film festivali, sirk, Christkindlmarkt (Noel pazarı), Wiener Eistraum (buz pateni pisti) ve diğer bazı mevsimsel etkinlikler gibi bazı özel etkinlikler bulabilirsiniz.
1.11.Spanish Riding School (İspanyol Binicilik Okulu)
İmparator Maximilian II dönemine kadar uzanan muhteşem İspanyol Binicilik Okulu (Spanische Hofreitschule), hükümdarın 1562’de ünlü Lipizzaner atlarını çevresindeki kadınlarla tanıştırmasından sonra kurulmuş.
Bugün, Viyana’nın önde gelen cazibe merkezlerinden ve dünyanın önde gelen binicilik okullarından biri. 1735’ten beri bulunduğu Hofburg Sarayı’nın arazisindeki Barok Kış Binicilik Okulu’nda binicilik becerilerinin muhteşem gösterileriyle izleyicileri etkilemeye devam ediyor.
Mümkünse, bir sabah antrenmanı ile birlikte sahne arkası turu ve ahırları ziyaret etme şansı içeren bir paket satın alın. Çünkü bu gösterilerin biletleri çok pahalı olabiliyor. Ancak iç mekanı turlarla görmek için cüzi bir ücret ödemeniz yeterli oluyor.
1.12.Prater & Dönme Dolap
Tuna Nehri ile Tuna Kanalı arasında yer alan büyük bir doğal park olan Prater’i (Wiener Prater) ziyaret etmek, Viyana’da ne yapılır ? sorusuna cevap olabilecek en popüler aktivitelerden biri, özellikle çocuklarınızla Viyana’yı ziyaret ediyorsanız.
3.200 dönümlük bir alanı kaplayan, bir zamanlar kraliyet avlanma alanı olan bu geniş park, uzun zamandır Viyana’nın en popüler rekreasyon alanlarından biri olmuş.
1896’dan beri şehrin güzel manzaralarını sunan, Viyana’nın simgesi olan ünlü Giant Wheel’de (Wiener Riesenrad – Dönme Dolap) gezintiye çıkmak, buradayken yapabileceğiniz en özel ve en güzel şeylerden bir tanesi.
Parkta göz atabileceğiniz diğer önemli cazibe merkezleri ise, besteci CM Ziehrer’in 1960 yılında inşa edilen gerçek hayattan daha büyük bir heykeli olan Prater Ziehrer Anıtı, parkın tarihini belgeleyen sergileriyle dikkat çeken Prater Müzesi, bir Planetaryum ve ana caddenin yakınında dört kilometrelik bir hattı kateden Liliputbahn minyatür buharlı demiryoludur.
Bu geniş parkın başka yerlerinde ata binmek, stadyum havuzunda yüzmek, futbol, bisiklet, tenis ve bowling oynamak için yeterince yer var. Ayrıca yakınlardaki Tuna Parkı (Donaupark) da görülmeye değer. Bu 250 dönümlük açık alan aynı zamanda eğlenceli bir minyatür demiryoluna, yapay bir göle (İris Gölü) ve bir tiyatroya ev sahipliği yapıyor.
1.13.Albertina Müzesi
Modern sanatın tüm büyük isimleri, muhteşem Albertina müzesinde, genellikle birden fazla eserle temsil edilir. En büyük sanatçılar tarafından temsil edilen Fransız izlenimcileri, Viyanalı ayrılıkçılar, Rus avangardları, dışavurumcular ve fouvistler dahil olmak üzere tüm çeşitli okul ve hareketlerden temsili örnekler burada bulunabilir. Bunlar arasında Chagall, Picasso, Cezanne, Degas, Magritte, Vlaminck, Modigliani, Klimt, Munch, Kandinsky, Münter, Miró, Brach ve Ernst gibi önemli isimlerin eserleri var.
Bir milyondan fazla sanat eserine ve 65.000’den fazla çizime ev sahipliği yapan Albertina Müzesi, Viyana’da müze ziyaret etmek istiyorsanız ilk olarak uğramanızı tavsiye edeceğimiz yerdir.
Bu şaheserlerin birçoğu, Habsburg arşidüklerinin bir asır boyunca yaşadığı ve görkemli Devlet Odalarının orijinal ihtişamına geri döndürüldüğü, 17. yüzyıldan kalma muhteşem bir sarayda yer alıyor.
Ayrıca yeteri kadar zamanınız varsa ”Albertina Modern”i de ziyaret edin deriz. Karlsplatz’a 10 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde yer alan Albertina’nın 2. Dünya Savaşı sonrası ve Avusturyalı ve uluslararası sanatçıların çağdaş sanat eserlerinden oluşan geniş koleksiyonu, yakın zamanda yenilenmiş bu neoklasik binada yer alıyor.
1.14.Museumsquartier
Ringstrasse’nin güneybatı kesiminde yer alan MuseumsQuartier Wien (Müzeler Bölgesi), çok sayıda birinci sınıf müzeden oluşan muazzam bir kültür kompleksi olarak hizmet veriyor.
Sanatla ilgileniyorsanız, 19. yüzyıldan günümüze Avusturya başyapıtlarından oluşan etkileyici bir koleksiyona ev sahipliği yapan Leopold Müzesi’ne mutlaka uğrayın. Bitişikteki Modern Sanat Müzesi, Max Ernst, Rene Magritte, Jackson Pollock ve Andy Warhol gibi ünlü sanatçıların 20. yüzyıl eserlerinden oluşan ulusal koleksiyona ev sahipliği yapıyor. MUMOK’un bitişiğindeki Kunsthalle Wien ise, sürekli değişen bir avangart sergi koleksiyonu sergiliyor.
Sanatla ilgilenmiyorsanız, Architekturzentrum’u (Mimarlık Merkezi) ziyaret edebilirsiniz.
Dünyanın en büyük sanat ve kültür komplekslerinden biri olan MuseumsQuartier, her yıl düzenlenen bir yaz etkinliği olan Wiener Festwochen gibi festivallere de ev sahipliği yapıyor.
1.15.Viyana Mozart Evi
1784-1787 yılları arasında, tüm zamanların en büyük bestecilerinden biri olan Mozart, ailesiyle birlikte Domgasse’deki bu apartman dairesinde yaşamış. Günümüzde, Mozart’ın ailesiyle birlikte yaşadığı apartman, ikonik müzik dehasının hayatı ve eserlerine adanmış bir müze olarak hizmet veriyor.
Birinci kat, Mozart ve ailesinin yaşam alanlarının rekreasyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Buradaki evleri, yaşadıkları apartman dairelerinin en büyüğü, en zarifi ve en pahalısıydı ve Viyana’daki evlerinden bugün hala sağlam olan tek evdi. Mozart’ın nasıl yaşadığını hayal etmenize yardımcı olacak resimler ve bilgilerle dolu farklı odalarda büyük bestecinin yaşamı hakkında bir fikir sahibi olabilirsiniz.
Müze ayrıca yıl boyunca Mozart’a ve Viyana’nın müzik mirasına ilgi duyanlar için görülmeye değer geçici özel sergiler düzenliyor.
1.16.Donauturm
Şehirdeki diğer tüm yapılardan daha uzun ve hatta Avusturya’nın en yüksek yapısı olan 252 metrelik Tuna Kulesi Donauturm, 1964 yılında büyük bir şölenle açılmış.
Günümüzde daha çok Viyana’nın manzarasını seyretmek için ziyaret edilen kulenin, 150 metredeki gözlem güvertesine çıkmayı da unutmayın.
Kulede iki farklı restoran bulunuyor. Bunlardan biri üst düzey bir akşam yemeği sunarken diğeri biraz daha rahat bir cafe tarzında. Dilerseniz önceden rezervasyon yaptırarak kulenin restoranında, eşsiz manzara eşliğinde mükemmel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.
1.17.Hundertwasser Evi (Hundertwasserhaus)
Viyana’nın “doğa ve insan dostu” apartmanı olarak ünlenmiş olan Hundertwasser Evi, rengarenk cephesiyle turistlerin en çok ziyaret ettiği cazibe merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.
Ressam Friedensreich Hundertwasser tarafından tasarlanan, Löwengasse ve Kegelstrasse’nin köşesindeki bu parlak renkli dönüm noktası 1985 yılında tamamlanmış ve binanın sakinleri de mimarın kendisi gibi çoğunlukla sanatçılar, entelektüeller ve yaratıcı tiplerden oluşuyor.
Hundertwasserhaus’un yanı sıra aynı tarzda inşa edilmiş bir alışveriş merkezi olan Hundertwasser Village’ı ve sanatçının diğer eserlerinin sergilendiği Hundertwasser Müzesi’ni de ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.
2.Yeme İçme ve Alışveriş İçin Naschmarkt’e Gidin
Viyana’nın en popüler açık hava pazarı olan Naschmarkt, Avusturya halkının günlük yaşamı hakkında fikir sahibi olabileceğiniz en iyi yer. Turistler arasında da bir hayli popüler olan bu pazar, restoranlar ve teraslarla çevrili, aynı zamanda insanları izlemek ve bir içki ya da yemeğin tadını çıkarmak için harika bir yer.
Pazarda yaklaşık 120 farklı tezgah var. Bu yüzden, pazar için yeteri kadar zaman ayırdığınızdan emin olun deriz.
Düzinelerce yerel peynir çeşidinin satıldığı tezgahların yanı sıra lahana turşusu, sosis ve diğer tütsülenmiş etler ve zeytin gibi tipik Avusturya ve Viyana spesiyaliteleri satan yerlerle dolu olan pazar, ayrıca Avusturya lezzetlerini denemek için de güzel bir yer. Eğer Viyana’da otel yerine bir dairede kalmayı tercih ettiyseniz, günlük mutfak ihtiyaçlarınız için gidebileceğiniz en iyi yer burası.
3.Das LOFT’ta Muhteşem Manzara Eşliğinde Akşam Yemeği Yiyin
Viyana’nın en kaliteli mekanlarından biri olan Das LOFT, hem restoran hem de bar olarak hizmet veriyor. İster öğle veya akşam yemeği yemek için isterseniz de bir şeyler içmek için buraya uğrayabilirsiniz. Mekan biraz pahalı, fakat sunduğu eşsiz manzaraya değiyor.
4.Viyana’nın Çatı Katı Barlarında Bir Şeyler İçin
Yukarıda bahsettiğimiz Das Loft Bar & Lounge bunlardan en popüler olanı. Ancak alternatif olarak Aurora Rooftop Bar, Dachboden ve Viyana’nın en yüksek çatı katı barı 57 Restaurant & Lounge adlı mekana da göz atabilirsiniz.
Viyana’daki çatı katı barlarının en güzel yanı şehir manzarası sunuyor olsa da, hafta sonu ve biraz geç saatlerde gittiğinizde manzarayı görebileceğiniz masalara oturamama gibi ihtimalinizin olduğunu da unutmayın.
5.Viyana Sanat Tarihi Müzesi’ndeki Harika Eserleri Kaçırmayın
Viyana’nın gerçek hazinesi, 1891’de kurulan Sanat Tarihi Müzesi’dir. İkizi olan Doğa Tarihi Müzesi gibi, imparatorluk koleksiyonlarını barındırmak için İtalyan Rönesans tarzında inşa edilmiş ve sanatseverler için unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Müzenin sergisi, Bruegel’in en kapsamlı resim koleksiyonu olan Raphael, Rubens, Rembrandt, Dürer, Titian, Tintoretto’nun eserleri gibi Batı sanatının başyapıtlarını içeriyor. Ayrıca antik dünyaya, Eski Mısır ve Doğu sanatına, nümizmatik nadir eserlere ve antik heykellere adanmış koleksiyonlar da var.
6.Dünyanın En Eski Hayvanat Bahçesi’ni, Tiergarten Schönbrunn’u Ziyaret Edin
Viyana Hayvanat Bahçesi, doğal ortama yakın, mükemmel hayvan refahı için Avrupa’nın en iyilerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca dünyada pandaların barındığı birkaç hayvanat bahçesinden biridir.
Schönbrunn Hayvanat Bahçesi (Tiergarten Schönbrunn) olarak da bilinen Viyana Hayvanat Bahçesi’nin kökenleri, İmparator I. Francis’in hayvanat bahçesine kadar uzanıyor. 1752’de kurulan, dünyanın sürekli olarak faaliyet gösteren en eski hayvanat bahçesi olma unvanına da sahip.
7.Detaylı Alışveriş İçin Viyana’nın En Ünlü Caddesi Kärntner Strasse’ye Uğrayın
Kartner Caddesi’nin tarihi, Romalıların şehir merkezi ile sur kapısı arasında taktiksel açıdan önemli bir yol olan caddeye Strata Carinthianorum adını verdiği Orta Çağ’a kadar uzanır.
19. ve 20. yüzyılda popüler bir alışveriş caddesine dönüştürülmüş olan Kartner, ikinci dünya savaşında birçok binasını kaybetmiş olsa da, caddeye yeni binalar eklenmiş ve cadde yeniden düzenlenerek günümüzdeki halini almış.
Birçok mağazanın yanı sıra hediyelik eşya dükkanlarına da ev sahipliği yapan bu cadde, Viyana’da alışveriş denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri olmaya devam ediyor. Cadde üzerinde birçok restoran ve cafe de var, ancak bu mekanların çoğu ciddi anlamda pahalı.
Carinthian Caddesi olarak da bilinen bu ünlü alışveriş caddesi, Stephansplatz’dan Karlsplatz’a kadar uzanıyor ve eski zaman evleri, geleneksel mağazalar ve bazıları ara sokaklarda gizlenmiş olan popüler ve lüks uluslararası perakende markalarının şık amiral mağazalarıyla dolu.
8.Viyana’nın Kalbi Olan Innere Stadt Bölgesi İçin En Azından Yarım Gününüzü Ayırın
Innere Stadt veya şehir içi olarak bilinen Viyana’nın tarihi merkezi, şehrin büyük çevre yolu Ringstrasse içindeki bölgesidir. Burada hareketli restoran ve kafeler, müzeler ve galeriler bulabilirsiniz. Ancak en önemlisi, şehirdeki turistik cazibe merkezlerin birçoğuna yürüyüş mesafesinde olmasıdır. Ayrıca burada ilginizi çekebilecek birçok tarihi ve turistik yer de var.
Aziz Stephen Katedrali ve Hofburg sarayı gibi Viyana’nın ana turistik noktaları burada yer alıyor.
Innere Stadt, yani tarihi şehir merkezi muhteşem mimarisi ve silüeti nedeniyle tanınan bir UNESCO Dünya Mirası Alanıdır.
9.Stadtpark’ta Sosyalleşin
Stadtpark (Şehir Parkı), zarif çiçek tarhları ve egzotik ağaçların arasında dinlenmek için gidebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Ayrıca park, Viyana halkının da popüler gezi duraklarından biri.
Parkta 6 çeşme ve pınar, bir çiçek saati ve büyük bir gölet var. Buna ek olarak, şehir parkı dünyanın en çok fotoğraflanan anıtlarından biri olan Johann Strauss’un mermer bir çerçeve içindeki yaldızlı heykeline ev sahipliği yapıyor.
Yorucu bir günün ardından dinlenmek ve yoğun insan trafiğinden uzaklaşmak için gidebileceğiniz bir yer arıyorsanız, şehir parkına mutlaka göz atın deriz.
10.St. Peter Kilisesi’nin Süslü İç Mekanını Görün
Aziz Petrus Katolik Kilisesi (St. Peter), Viyana’nın en eski kiliselerinden biri. Barok üslupta yapılmış iç dekorasyonuyla öne çıkıyor olsa da, dış mimarisi de oldukça ilgi çekici.
Ünlü ustaların heykelleri ve pervazları, heykel kompozisyonları ve freskleriyle zengin bir şekilde dekore edilmiş olan iç mekandaki mahzen, Viyana tiyatrolarının önde gelen müzisyenlerinin yer aldığı “Opera in Crypt” konserlerine ev sahipliği yapıyor.
St Peter Kilisesi, başlangıçta bir Roma kilisesi tarafından kullanılan ve daha sonra MS 792’de Charlemagne tarafından kurulan bir kilise tarafından kullanılan bir alana inşa edilmiş. Günümüzdeki mevcut yapı 18. yüzyılda inşa edilmiş ve muhteşem bir fresk ve birçok sanatsal hazineye sahip devasa bir kubbeye sahip.
11.Sisi Müzesi’ne Göz Atın
Sisi Müzesi, İmparator Franz Joseph’in eşi Viyana’nın esrarengiz İmparatoriçesi Elisabeth’in hayatına daha derin bir bakış sunuyor. Giysiler, mücevherler, mektuplar ve ünlü elbiselerinden bazılarının kopyaları gibi kişisel eşyalardan oluşan bir koleksiyonla dikkat çeken bu müze, Hofburg İmparatorluk Sarayı içerisinde yer aldığından saray ziyaretinizde mutlaka bu müzeyi de görün deriz.
12.Sigmund Freud Müzesi’ndeki Eserleri İnceleyin
İster tarih meraklısı olun, ister Sigmund Freud’un çalışmaları ve yaşamıyla ilgilenin, ister sadece Viyana’nın ünlü sakinleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyin, Freud Müzesi, kesinlik gezi rotanızda olması gereken çekim merkezlerinden bir tanesi.
Sigmund Freud, 1891’den 1938’e kadar neredeyse yarım yüzyıl boyunca Gründerzeit’ın yüksekliğinde inşa edilmiş bu klasik Viyana apartmanında yaşadı ve çalışmış. Günümüzde Freud’a ait çalışmalardan ve kişisel eşyalardan bazılarını da görebilirsiniz.
13.Tarihi Café Central’de Bir Şeyler İçmeyi Unutmayın
Burası, Viyana’daki her turistin ziyaret etmesi gereken ikonik bir mekan.
Cafe Central 1876’da açılmış ve başkentin yaratıcı entelektüelleri arasında hızla popüler oldu. Nefis ve sıcak bir atmosferin hakim olduğu bu mekanda keyifli piyano müziği çalınır ve Avrupa’nın ünlü şefi Nicholas Welch’in tatlıları servis edilir.
Özel Central kahvesi (kayısı likörü ilaveli) ve taze kremalı elmalı turta burada denemeniz gerekenler arasında.
14.Adliye Sarayı’nın (Palais de Justice) Harika Mimarisini Görün
Dışarıdan bakıldığında belki bu bina dikkatinizi çekmez çünkü etrafta çok güzel binalar var, bu yüzden bu bina pek göze çarpmıyor. Ama içeri adımınızı atar atmaz kendinizi muhtemelen Viyana’da bulabileceğiniz en etkileyici iç mekanda bulacaksınız.
Bu muhteşem saraya bir göz attıktan sonra asansöre binin ve 5. kata çıkıp Justizcafe’ye gidin. Kafeterya, çoğunlukla Adalet Sarayı’nda çalışan insanların bulunduğu bir kantine benziyor. Orada öğle yemeği veya kahve içebilirsiniz, ancak hepsinden iyisi, bu kafenin balkonundan hayranlıkla izleyeceğiniz Viyana manzarasıdır.
15.Popüler Bir Instagram Spotu Olan Burgtheater’ı Unutmayın
Avusturya’nın en önemli tiyatrosu ve Almanca dramanın en önemli mekanı olan Burgtheater, çok özel bir tiyatro deneyimi sunuyor.
Mimarlar Gottfried Semper ve Karl Freiherr von Hasenauer tarafından tasarlanan muhteşem bina, İtalyan Yüksek Rönesans tarzında bir cepheye ve gösterişli bir iç mekana sahip.
Burgtheater’ın kökenleri 1741 yılına dayanıyor. O dönemde İmparatorluk Sarayı’na bitişik bir balo salonu, İmparatoriçe Maria Theresia’nın emriyle tiyatroya dönüştürülmüştür. Sonraki yıllarda bu, Viyana’da Almanca oyunculuk için en önemli adreslerden biri haline geldi. 1776’da İmparatoriçe Maria Theresia’nın oğlu II. Joseph, tiyatroya “Alman Ulusal Tiyatrosu” adını verdi. 1794’ten 1918’e kadar “Kalenin yanındaki İmparatorluk-Kraliyet Mahkemesi Tiyatrosu” olarak biliniyordu.
Mekanın Viyana’nın Ringstrasse’deki mevcut binasına taşınması 1888 yılına kadar değildi. Gottfried Semper ve Karl von Hasenauer’in planlarına göre inşa edilen muhteşem bina, nefes kesen tasarımı ve modern teknolojisi nedeniyle büyük bir coşkuyla karşılandı. 1919’dan beri Burgtheater olarak anılıyor.
16.Avusturya Parlamento Binası’nı Görün
Viyana’daki parlamento binasının mimarisi, demokratik yönetim sisteminin kurucusu olan Antik Yunan mimarisine benzemesiyle dikkat çekiyor.
Milletvekillerinin tarih ve demokrasi derslerini hatırlayabilmeleri için 1883 yılında Neo-Helen tarzında inşa edilmiş. Binanın girişinde misafirleri merdivenlerde antik tarihçi ve filozofların heykelleri karşılıyor. Rampaların önünde atlı heykeller var. Bunlar, halkına güç ve sorumluluk yükünü taşıyan milletvekillerini simgeliyor.
Parlamentonun içinde yaklaşık 1600 oda var. Sütunlar ve tarihi konferans salonları son derece güzel – ikincisi antik tiyatroya benziyor ve sadece özel durumlarda kullanılıyor. Binanın önünde çeşmeli Athena Pallada’nın heykelsi bir kompozisyonu vardır. Aynı zamanda sembolik bir anlamı vardır. Kadın figürleri yasama ve yürütme gücünü temsil etmektedir.
17.Bir Sanat Evi Olan Secession’u Ziyaret Edin
Viyana Secession, çağdaş sanat sergileri düzenleyen bir galeridir. Bina, üzerinde ayrılığın sembolü olan altın defne yapraklarından oluşan kubbenin bulunduğu birkaç büyük kübik formdan oluşuyor. Burada görülebilecek en ünlü eserlerden biri de Gustav Klimt’in Beethoven’ın 9. senfonisini yorumladığı 34 metrelik tuvali “Beethoven Frizi”. Sanatçı, onu bestecinin çalışmalarına adanmış 1902 sergisi için yarattı.
Viyana Secession’da, yaklaşık 1000 m²’lik bir alanda, her yıl çağdaş sanatçıların 20’den fazla birbirinin yerine geçen sergisi de sergileniyor.































