Futbol ve flamenko dendiğinde akla ilk gelen İspanya şehirlerinden biri olan başkent Madrid, çoğu zaman Barselona’nın gölgesinde kalan bir şehir olsa da, Avrupa turunda mutlaka göz atılması gereken şehirlerden biri. Alışveriş, birbirinden ilgi çekici mimari eserler, sayısız müzeler ve saraylar, turistik cazibe merkezleri ve yapılacak birçok aktivitesiyle her yaştan turistin keyifle gezebileceği bir şehir.
Soğuk ve ciddi başkentlerin aksine Madrid, çok daha samimi atmosferiyle tanınıyor. Avrupa’nın en iyi gece hayatına ev sahipliği yapan şehirlerinden biri olarak da bilinen Madrid’de, sıkılmadan 2-3 gününüzü rahatlıkla geçirebilirsiniz.
Madrid’de Ne Yapılır ?
BAŞLAMADAN ÖNCE ;
Madrid’de kaç gün kalmalı ? ; Madrid için genelde 2 günlük bir süre ayrılıyor olsa da, yeteri kadar bütçeniz ve zamanınız varsa Madrid için en azından 3 gününüzü ayırın deriz. Şehirde gezilecek ve yapılacak o kadar çok şey var ki, 1-2 günlük bir gezi pek de yeterli olmayabiliyor.
Madrid’de Nerede kalınır ? ; Madrid’de konaklama için tercih edebileceğiniz sayısız mahalle var. Ancak hem güvenli hem de merkezi ve turistik yerlere yakın olsun diyorsanız, Puerta del Sol & Gran Via yakınlarında konaklamanızı tavsiye ederiz. Buradaki en popüler otellerden bazıları ise ; 5 yıldızlı Hyatt Centric Gran Via Madrid, 4 yıldızlı Hotel Atlántico ve 2 yıldızlı Woohoo Suites Madrid adlı oteldir.
Gelelim Madrid’de ne yapılır ? sorusuna cevap olabilecek en popüler aktivitelere ;
1.Popüler Instagram Spotlarıyla Başlayın
Madrid’in en turistik yerlerine geçmeden önce şehirdeki popüler Instagram spotları için de zaman ayırmayı düşünebilirsiniz, özellikle Madrid’de 3 veya 4 gün gibi bir süre kalmayı planlıyorsanız.
Madrid’deki Instagram spotlarının bazıları, ayrıca şehirdeki mutlaka göz atılması gereken turistik yerler arasında yer alıyor. Bu yüzden, hepsi olmasa da bu Instagram spotlardan birkaçını mutlaka listenize ekleyin deriz.
1.1.CaixaForum Madrid
Havalı, yenilikçi ve iddialı bir mimariye sahip olan CaixaForum, Madrid’in en çok fotoğraflanan cazibe merkezlerinden biri. Dış mimarisi kadar iç mekanı da ilgi çekiyor. Bu müze içerisinde birçok ilgi çekici eser görebilirsiniz, fakat buranın en önemli yeri, 120 farklı bitki türüne ev sahipliği yapan bir cepheye inşa edilmiş yemyeşil cephedir.
Madrid şehir merkezinin güneydoğusunda bulunan CaixaForum Madrid Müzesi’ne toplu taşımayla ya da taksiyle kısa sürede ulaşabilirsiniz.
1.2.Puente Monumental de Arganzuela (Arganzuela Yaya Köprüsü)
Metal bir yaya köprüsü olan Puente Monumental De Arganzuela, Fransız mimar Dominique Perrault’un göz alıcı tasarımıyla Manzanares Nehri boyunca uzanıyor. Şehirdeki en Instagramlanabilir yerlerden biri.
Bu köprüden geçmek aynı zamanda antik taş Toledo köprüsünü uzaktan görmenizi sağlar ve iki köprü arasındaki stil çatışmasını da inceleyebilirsiniz.
Puente Monumental De Arganzuela, yürüme platformunun üzerinde kavisli çelik levhalardan yapılmış benzersiz bir sarmal tasarıma sahip. Hem uzaktan hem de içeriden çok güzel fotoğraf fırsatları sunan köprü, özellikle akşam saatlerinde görülmeye değer.
1.3.Real Jardin Botanico
Madrid’deki Botanik Bahçesi, şehirdeki kaçırılmaması gereken cazibe merkezlerinden biri olduğu gibi, en iyi Instagram fotoğraflarını çekebileceğiniz yerlerden biri.
Real Jardin Botanico, çeşitli bitkileri ve zarif, yayılan patikalarıyla tanınan 250 yıllık bir halk parkı olarak hizmet veriyor. Plaza de Murillo’daki Prado Müzesi’nin yanında bir girişi olan bugünün bahçeleri, 2.000’in üzerinde farklı bitki çeşidinden, yaklaşık 90.000 çiçek ve bitkiden ve toplam 1.500 ağaçtan oluşuyor.
Bahçe, açık havada yedi sergi alanına ve Madrid’in nemli Akdeniz iklimine uygun olmayan türlerin hayatta kalmasına ve büyümesine izin veren beş iklimlendirilmiş seraya bölünmüştür. Seralar tropikal, ılıman ve çöl iklimlerini de destekliyor.
1.4.Calle de la Palma
Calle de la Palma, şehrin derinliklerinde fotoğraf fırsatları için mükemmel olan birkaç asırlık binaya ev sahipliği yapan şirin bir caddedir. Buradaki mağaza ve restoranların çoğu, eşsiz cepheleriyle turistlerin ilgisini çekiyor.
Bu cadde, Malasana semtindeki en önemli caddelerden biridir. Calle Fuencarral’dan Plaza de las Comendadoras’a (Metros Noviciado veya Tribunal) geçen uzun ve dar bir caddedir. Birçok antikacı, cafe, restoran ve küçük dükkanlarla dolu olan cadde, hem fotoğraf çekmek hem de hediyelik bir şeyler satın almak için uğrayabileceğiniz popüler yerlerden biri.
1.5.Círculo de Bellas Artes Çatı Katı
Círculo de Bellas Artes, Madrid’de bir sanat sergi merkezidir ve sinema, tiyatro, konser salonları, konferans salonları, sanatçı atölyeleri, kütüphane, mağaza ve kafeterya içerir. Merkezin günlük etkinlikleri görsel sanatlar, sahne, film, müzik, edebiyat, şiir, felsefe ve bilim etrafında dönüyor. Fakat bu kültür merkezinin en önemli yeri, Madrid’in o ünlü şehir manzarasını seyredebileceğiniz çatı katıdır.
Madrid’de sevgiliyle yapılacak en güzel şeylerden biri, bu çatı katından Madrid silüetini seyretmektir.
Círculo de Bellas Artes, internet aracılığıyla merkeze ve kültüre özgü bilgiler ve ek bilgilendirici, bilimsel programlar yayınlayan bir radyo istasyonu olan Radio Círculo’ya ev sahipliği yapmaktadır. Merkez ayrıca düzenli olarak sanatla ilgili konularda belgesel filmler ve müzik CD’leri yayınlamaktadır.
1.6.Palacio de Cristal
En ikonik ve fotojenik yerlerden biri, Retiro Park’ın kalbinde yer alan Palacio de Cristal’dir. Tam nerede olduğunu bilmenize de gerek yok, çünkü Retiro Park’ı keşfederken bu küçük sarayı da göreceksiniz.
Daha çok fotoğraf severlerin ziyaret ettiği bir yer olarak bilinen Palacio de Cristal, çoğunlukla demir bir çerçeve içine yerleştirilmiş camdan yapılmış etkileyici bir yapının içinde yer alan bir limonluktur. Aslında, cam o kadar belirgindir ki, gökyüzünün ve çevredeki ağaçların içeriden görülebilmesi göz önüne alındığında, içerideyken hala dışarıdaymış gibi hissedebilirsiniz.
Parque de El Retiro’nun merkezine yakın olan bu camdan saray, şehir merkezine ortalama 3 km uzaklıkta bulunuyor. Yani merkezdeyseniz toplu taşımaya ihtiyacınız var demektir.
1.7.Debod Tapınağı
Debod Tapınağı, uzun bir tarihin ardından Madrid’e giden eski bir Mısır tapınağıdır. Geçmişin bu kalıntısı, Milattan 200 yıl öncesine kadar uzanıyor. Hareket ettirilemez olarak sınıflandırılan ve keşfedilecek çok tarihi olan, korunan bir tarihi eser olarak kabul edilen Debod Tapınağı, hem Madrid’de kaçırılmaması gereken en önemli tarihi yapılardan biri hem de şehirdeki en çok fotoğraflanan cazibe merkezlerinden biri.
1.8.Gün Batımı İçin Cerro del Tio Pio
Madrid’in en güzel manzarasına sahip yerlerinden biri olan Cerro del Tio Pio, özellikle gün batımı için gidebileceğiniz yerlerden biri olsa da, burada küçük piknikler de yapabilirsiniz.
Numancia’daki bu rekreasyon ve yeşil alan, turistlerin olduğu kadar yerel halkın da popüler gezi duraklarından biri. Ayrıca bu parktan, şehrin ana cazibe merkezlerinden olan Prado Müzesi, Plaza Mayor ve Santiago Bernabeu Stadyumu’na yürüyerek gidebilirsiniz.
Puente de Vallecas bölgesinde yer alan, tepelerinin şekli nedeniyle halk arasında ‘yedi meme parkı’ olarak bilinen Cerro del Tio Pio’da muhteşem bir şehir manzarası dışında görülecek pek fazla şey olmasa da, yine de ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri.
Farklı yüksekliklere ve yokuşlara yayılmış, geniş çim alanları ve ağaçlıklı yürüyüş yolları, burayı şehrin güneyindeki en popüler yeşil alanlardan biri haline getiriyor.
1.9.Puerta de Alcalá
Plaza de la Independencia’nın merkezinde yer alan Puerta de Alcalá, 16. yüzyıldan kalma eski bir kapının yerine III. Carlos’un emriyle inşa edilen, şehre erişim sağlayan beş antik kraliyet kapısından biri. Günümüzde Madrid’in en çok fotoğraflanan yapılarından biri olmaya devam ediyor.
1778 yılında açılan bu anıtsal kapı, Parque del Retiro’nun yanında yer alıyor ve Alcalá, Alfonso XII veya Serrano gibi önemli caddelerin birleştiği yerdedir.
Bir zamanlar Madrid’in doğu girişi olan ama bugün İspanyol metropolünün bir sembolü olan bu görkemli kapı, önde gelen mimarlardan biri olan Francisco Sabatini tarafından tasarlanmış. Ayrıca Robert de Michel ve Francisco Gutiérrez tarafından frizler, kabartmalar ve heykellerle süslenmiş.
1.10.La Tabacalera de Lavapiés
Madrid’in en sevilen semtinin kalbinde yer alan eski bir tütün fabrikası, şehrin en heyecan verici ve sınırları zorlayan sanat eserlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor.
Adından da anlaşılacağı gibi La Tabacalera, 19. ve 20. yüzyıllar boyunca 1.000’den fazla kadının tütün parçalama, doğrama ve sarmada çalıştığı bir tütün fabrikası olarak hayata başladı. 1790 yılında inşa edilen dört katlı bina, Madrid’in endüstriyel mimarinin ilk örneklerinden biriydi ve Lavapiés’in işçi sınıfı nüfusunun çoğu için önemli bir işverendi. 1809’da Tütün ve Enfiye Fabrikası oldu ve 20. yüzyılın sonuna kadar bu şekilde kaldı. Fabrika 2000 yılında tütün şirketinin özelleştirilmesiyle kapatılmış ve bina bakımsızlıktan yıkılmıştır.
1.11.Atocha İstasyonu
Saint-James tarafından tasarlanan, 152 metre uzunluğunda, 48 metre genişliğinde ve 27 metre yüksekliğe ulaşan Atocha İstasyonu, şehrin en bilinen simge yapılarından biri.
1984-1992 yılları arasında Rafael Moneo tarafından gerçekleştirilen yenilemeden bu yana Atocha, eski ve yeni olmak üzere iki istasyondan oluşan bir kompleks olmuş. Yeni istasyon demiryolu trafiği, hızlı tren terminali, uzun mesafeli trenler ve yerel servisler için kullanılırken, eski istasyon RENFE ofislerine ve 400 farklı türün ve 7.000 farklı bitkinin bulunduğu tropik bir bahçeyi içeren bir alışveriş ve eğlence kompleksine ev sahipliği yapıyor.
Atocha İstasyonu (yüksek hızlı tren istasyonu), tarihi merkeze çok yakın olan Plaza del Emperador Carlos V’de yer alıyor. Şehirdeki turistik cazibe merkezlerinin büyük bir bölümünden buraya yürüyerek ulaşabilirsiniz.
2.En Turistik 15 Yeri Görün
Madrid, İspanya’nın başkenti olmasının yanı sıra, en çok tarihi yapıya ve müzeye ev sahipliği yapan şehirlerinden biri. Madrid’de hem sanatseverler, hem mimari meraklıları hem de tarihe ilgi duyanların göz atabileceği onlarca çekim merkezi var. Fakat, Madrid’de 1-2 gün gibi kısa bir süreniz varsa ve sadece en önemli ve en popüler turistik yerleri görmek istiyorsanız, aşağıdaki 15 yeri kaçırmayın deriz.
2.1.Plaza Mayor
Madrid şehir merkezindeki tarihi bir halk meydanı olan Plaza Mayor, revaklar, dönem mimarisine sahip tarihi binalar ve restoranlar, kafeler ve açık oturma alanlarıyla çevrili geniş, açık bir alan olarak hizmet veriyor.
Puerto del Sol’dan sadece birkaç dakika uzaklıkta bulunan Plaza Mayor’a otobüs, metro veya yürüyerek rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Şehrin en sevilen meydanlarından biri olmasının yanında, Madrid’in tam kalbi konumundadır. Bu da onu, Madrid’de mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri yapıyor. Meydan, hem yerel halkın hem de turistlerin popüler gezi duraklarından biri olmasının yanında İspanyol kültür tarihinin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.
Yıl boyunca birçok etkinliğe, konsere ve gösterilere de ev sahipliği yapan Plaza Mayor Meydanı, merkezi konumu sayesinde diğer önemli cazibe merkezlerine de kolay bir erişim sunuyor. Meydan çevresinde başlıca görülecek yerler arasında İspanyol kraliyet ailesinin resmi konutu, Madrid Kraliyet Sarayı ve tarihi Almudena Katedrali Müzesi yer alır.
Kafeler ve barlarla çevrili Plaza Mayor, yoldan geçenlere oturmaları, bir kahve veya bir kadeh şarap (günün saatine bağlı olarak) sipariş etmeleri ve insanları seyretmeleri için güzel bir fırsat sunuyor.
2.2.El Retiro Park
Madrid’in en büyük halka açık parklarından biri olan El Retiro Park, 140 hektarın üzerinde bir alana yayılmış ve açık yeşil alanlar, göl ve su özellikleri ve çeşitli heykeller ve anıtlarla öne çıkıyor. Park, Madrid’in merkezinde yer alıyor ve Puerta de Alcalá ve Plaza de la Independencia gibi önemli simge yapıların yanı sıra Prado Müzesi’ne de yürüme mesafesindedir.
Doğal güzellikleri, halka açık sanat eserleri ve düzenli etkinlikleriyle El Retiro Park, hem yerel halk hem de ziyaretçiler için Madrid’in en popüler parkları arasındadır.
El Retiro Park’ın en ünlü özelliklerinden biri, dikkat çekici bir cam köşk ve sanat galerilerini içeren bir kış bahçesi olan Crystal Palace’dır. Heykel Yürüyüşü olarak bilinen Paseo de la Argentina’da, bazı İspanyol krallarını tasvir eden 18. yüzyıldan kalma heykellerini de görebilirsiniz.
El Retiro Park’ı ziyaret etmek ücretsizdir, bu da onu Madrid’deki gezginler için harika bir bütçe dostu durak haline getirir. Park içinde bisiklet kiralama, pedallı tekneler ve fayton turları gibi ek aktiviteler de vardır.
2.3.Prado Müzesi
Madrid’in en ünlü müzelerinden biri olan Prado Müzesi, özellikle sanatseverlerin kaçırmak istemeyeceğiniz turistik cazibe merkezlerinden biri.
1819’da Kraliçe Maria Isabel de Braganza’nın (Kral Ferdinand VII’nin eşi) teşvikiyle açılan müze, İspanyol, İtalyan ve Flaman sanat tarzlarını içeren 8.600 resim ve 700’den fazla heykel içeriyor. Sergilenen en ünlü eserler arasında Velazquez’in “Las Meninas”ı, Goya’nın “Üç Mayıs 1808″i, El Greco’nun “Çobanların Hayranlığı” yer alıyor.
İspanyol sanatının en geniş koleksiyonu ve diğer Rönesans ve Barok başyapıtlarından oluşan devasa bir katalog ile Prado Müzesi, Madrid’de en çok ziyaret edilen çekim merkezlerinden biri. Müze, Francisco Goya, El Greco, Hieronymus Bosch, Fra Angelico, Diego Velázquez, Raphael ve Titian gibi zamanlarının en iyi sanatçılarından bazılarının eserlerine sahip.
2.4.Puerta del Sol
Ayı ve Kocayemiş Ağacı Heykeli’ne ev sahipliği yapmasıyla turistlerin favori gezi duraklarından biri olan Puerta del Sol, Plaza Mayor kadar merkezi ve yoğun bir trafiğe sahip turistik cazibe merkezlerinden.
Puerta del Sol’da görülecek ve yapılacak çok şey var. Ayrıca meydan, Madrid’in en sevilen cafelerinden ve restoranlarından bazılarına ev sahipliği yapmasıyla dikkat çekiyor.
Araç trafiğine kapalı olan bu meydan, ayrıca Madrid’de konaklama için tercih edebileceğiniz en ideal ve en merkezi yer. Meydana 5-10 dakika yürüme mesafesinde şehrin en iyi otellerinden ve dairelerinden bazılarını bulabilirsiniz.
Puerta del Sol, ayrıca Madrid gece hayatı için uğramak isteyebileceğiniz yerlerden biri. Meydan yakınlarında çok sayıda bar ve gece kulübü bulabilirsiniz. Şehrin diğer kısımlarına nazaran buradaki mekanlar ve mağazalar biraz daha pahalı, ancak en iyi deneyimi yaşamak istiyorsanız, Puerta del Sol’a mutlaka uğramalısınız.
2.5.Madrid Kraliyet Sarayı
İspanyol kraliyet ailesinin resmi ikametgahı olarak hizmet veren Madrid Kraliyet Sarayı, 3.400’den fazla odasıyla ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Saray, günümüzde ziyarete açık olsa da, sarayın sadece belirli odalarını görmenize izin veriliyor. Ayrıca bireysel olarak sarayı ziyaret edemiyorsunuz. Turlarla görebileceğiniz saray, şehir merkezinin batı tarafında yer alıyor.
Kraliyet Sarayı’nın zemin katında, San Agustin’den tek bir mermer parçasından oluşan geniş Büyük Merdiven’i hemen fark edeceksiniz. Merdiven, heykeller ve kartonpiyerlerin yanı sıra sanatçı Corrado Giaquinto’nun tavan freskleriyle vurgulanmıştır. Bir Kraliyet Cephaneliği, zırhı 13. yüzyıla kadar uzanan yüzyıllarca tarihi eser içerir. Diğer ilgi çekici odalar arasında bugün hala faaliyette olan Kraliyet Eczanesi ve tarihi el yazmaları koleksiyonuyla Kraliyet Kütüphanesi bulunmaktadır.
Madrid Kraliyet Sarayı’nın birinci katına çıktığınızda, gösterişli bir oda ve sanat eseri koleksiyonu olan King Charles III’s Apartments’ı görebilirsiniz. Taç Odası, Charles III’ün tahtının yanı sıra kraliyet asası ve tacını barındırır. İlgi çekici diğer odalar arasında büyük bir ziyafet salonu, Infante Luis Daireleri ve Kraliyet Şapeli bulunmaktadır.
2.6.Salamanca Mahallesi
Çok sayıda tasarım mağazası ve şık restoranlarla dolu olan Salamanca Mahallesi, Madrid’in en çok ziyaret edilen bölgelerinden biri. Şehrin en seçkin mahallelerinden biri olduğundan dolayı, buradaki her şey şehrin geri kalanına nazaran daha pahalı.
Calle de Serrano, Calle de Goya ve Calle de Velázquez adlı caddeler, bölgedeki en lüks caddeler olup, alışveriş için Madrid’de en çok ziyaret edilen yerlerdir. Bölge, Gucci, Prada, Armani ve Cartier gibi uluslararası isimlerin yanı sıra Loewe gibi yerel olarak doğmuş lüks markalara da ev sahipliği yapıyor.
Müzikli performanslara sahip restoranlar ve flamenko gösterileri için çok sayıda seçeneğe sahip olan bu bölge, ayrıca Madrid’de konaklama için tercih edilebilecek en güvenli ve en popüler yerlerden biri. Buradaki otellerin çoğu lüks kesime hitap ediyor olsa da, bütçe dostu birkaç oteli de bulabilirsiniz.
Salamanca, süslü balkonları ve demir işçiliği ile karakterize edilen, 19. yüzyıldan kalma pitoresk binalarıyla da ilgi görüyor.
Salamanca’nın öne çıkan özellikleri müzeler ve tarihten lüks alışveriş ve yemek seçeneklerine kadar çeşitlilik gösterir, bu nedenle herkes için bir şeyler vardır ve hepsi de lükstür. Tarih öncesi çağlarda bölgede yaşayan yerli İber halkına kadar uzanan binlerce eserin bulunduğu bir gösteri yeri olan Museo Arqueológico Nacional’ı (Arkeoloji Müzesi) ziyaret ederek başlayın. Oradan, işadamı ve koleksiyoncu José Lázaro Galdiano’nun koleksiyonuna ev sahipliği yapan ve Goya, Bosch ve diğer ünlü isimlerin sanat eserlerini içeren Museo Lázaro Galdiano’nun bulunduğu İtalyan tarzı taş konağa gitmeyi de unutmayın.
2.7.Mercado de San Miguel (San Miguel Pazarı)
Güzel süslü cam ve dökme demirden yapılmış bir pazar olan Mercado de San Miguel, özellikle Plaza Mayor’un hemen dışında yer aldığı için Madrid’e gelen turistler için popüler bir duraktır.
Madrid halkının günlük ihtiyaçlarını karşıladığı yer olan bu pazarda, tapaslar ve şarapları da bulabilirsiniz.
Çeşitli taze tapaslar ve yöresel spesiyaliteler sunan 30’dan fazla farklı satıcıya ev sahipliği yapan pazar, oldukça turistik ve kalabalık olsa da, öğle yemeği ya da bir şeyler atıştırmak için uğrayabileceğiniz en güzel yerlerden biri.
Bir şeyler yemek içmek ya da satın almak için olmasa bile pazar, tarihi dokusu ve mimarisiyle Madrid’de kaçırılmaması gereken turistik yerlerden biri.
2.8.Gran Via
Önemli bir cadde ve şehir kordonu olan tarihi Calle Gran Via, Madrid’in merkezindeki ana arterlerden biri ve sıra dışı mimarisi, alışveriş, yemek ve eğlence seçenekleriyle Madrid’in ziyaret eden herkesin bir kez de olsa uğradığı yerlerden biri. Caddede yapılacak çok sayıda şey var. Ayrıca Madrid’de alışveriş için bir planınız varsa, bu cadde, ilk olarak göz atmanızı tavsiye edebileceğimiz yer.
Cadde boyunca, çok sayıda dikkate değer bina ve dönemin mimari stillerinin, ünlü plazaların ve halka açık sanat eserlerinin örneklerini bulabilirsiniz.
Calle Gran Vía, Madrid’in en işlek caddelerinden biridir ve çok çeşitli perakende destinasyonlarını barındıran bir açık hava alışveriş merkezi olarak hizmet vermektedir. Gran Vía, 3 ana alışveriş bölümü sunar; birincisi Calle Alcalá’dan Red de San Luis’e, ikincisi Red de San Luis’ten Callao’ya ve üçüncüsü Callao’dan Plaza de España’ya kadar uzanır. Bu alışveriş reyonlarında butik giyim mağazalarından el yapımı ürünlere, spor giyimden takıya, ev dekorasyonundan lüks markalara kadar her şeyi bulabilirsiniz.
2.9.Kraliçe Sofia Ulusal Sanat Müzesi
Madrid’in ünlü Art Walk’unda önemli bir dönüm noktası olan Reina Sofia Müzesi, dünyaca ünlü modern ve çağdaş İspanyol sanatının geniş bir koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.
İçeride, müzenin başyapıtı Guernica’nın yanı sıra Dalí, Miró ve Juan Gris’in eserlerini bulabilirsiniz. Malaga doğumlu heykeltıraş ve ressam Pablo Picasso’nun en önemli sanat eserlerinden biri olan tablo, İspanya İç Savaşı’nda 27 Nisan 1937’de Guernica’nın bombalanması sırasında yaşanan acıların anısına yapılmıştır.
Reina Sofia Müzesi, II. Philip’in Mahkeme’ye dağılmış çeşitli hastaneleri merkezileştirmeye karar verdiği 16. yüzyıldan itibaren eskiden bir hastane tesisi (San Carlos Hastanesi) olan Atocha’da bulunan neoklasik bir binada yer alıyor. Müzenin Madrid’de, her ikisi de Retiro Park’ta bulunan ve bu alanlar için yaratılan geçici sergilere ve sanat enstalasyonlarına ev sahipliği yapan Velázquez Sarayı ve Kristal Saray olmak üzere iki alanı daha vardır.
2.10.Plaza de Cibeles
Plaza de Cibeles, Madrid’in en ünlü meydanı olarak kabul edilir. Calle de Alcalá’nın (Sol’a giden) kesiştiği noktada ve Paseo del Prado/Paseo de Recoletos’un bitişiğinde yer alan meydan, etkileyici mimari yapıları ve çeşmesiyle ilgi görüyor.
eydandaki ana bina olan Cibeles Sarayı, eskiden bir postaneydi ama şimdi Madrid’in Belediye Binası olarak hizmet veriyor. Real Madrid veya İspanyol Milli takımı bir şampiyonluk kazandığında, şehir Cibeles’te sona eren bir geçit töreni düzenler ve oyunculardan biri takımın bayrağını Kibele’ye bağlar.
Şehrin panoramik manzarasını sunan gözlem güvertesi de dahil olmak üzere sarayın belirli bölümlerini görebilirsiniz. Çok fazla turist bu sarayı ziyaret etmediğinden dolayı, girişler çok kalabalık olmuyor. Bu yüzden, zamanınız varsa saraya da uğrayın deriz.
7/24 ziyaret edebileceğiniz bu meydana Madrid’in ana cazibe merkezlerinin çoğundan yürüyerek ulaşabilirsiniz.
2.11.Ulusal Arkeoloji Müzesi
İspanya’nın en önemli arkeoloji müzesi olan Madrid Ulusal Arkeoloji Müzesi, 1867’de İspanya Kralı II. Isabel tarafından Prehistorya’dan Modern Zamanlara kadar ulusun geçmişini korumak için kurulmuş.
Müzedeki koleksiyon, çoğunlukla tarih boyunca İber Yarımadası’nda keşfedilen öğeleri içerir. Ayrıca Mısır, Roma ve Yunan antikaları da var. Akdeniz kültürlerinden alet ve sanat eserlerini içeren sergileri, tarih öncesinden 19. yüzyıla kadar uzanıyor.
Salamanca Bölgesi’nin kalbinde yer alan müze, Yunan seramikleri, Visigoth adak taçları ve İspanyol İslami fildişleri gibi yakınlardaki Art Walk’taki büyük müzelerde temsil edilmeyen evrensel sanat tarihindeki bir dizi bölümü kapsar.
2.12.El Rastro
El Rastro, Madrid’in tarihi merkezinde, popüler La Latina semtinde bulunan bir bit pazarıdır. Her Pazar ve her resmi tatilde açılır. Bu canlı açık hava pazarı, günlük eşyaların yanı sıra benzersiz ve merak uyandıran eşyaların satıldığı stantlarla 400 yılı aşkın bir geçmişe sahip.
Geçmişi 15. yüzyıla kadar uzanan El Rastro Pazarı, Plaza de Cascorro’da başlar ve öncelikle Calle de la Ribera de Curtidores’te yoğunlaşarak Ronda de Toledo’da sona erer. Calle San Cayetano da dahil olmak üzere sokaklar, hediyelik eşyalardan sanat ve antikalara ve hatta günlük ev eşyalarına kadar her şeyi satan yüzlerce tüccarla dolu.
2.13.Matadero Madrid
Madrid’de ücretsiz yapılacak şeylerden biri de Matadero Madrid’i keşfetmektir.
Bir zamanlar eski bir mezbaha olan yer, şimdi Madrid’in Arganzuela semtinde bir sanat ve kültür merkezi. Matadero Madrid, sanatçıların yaklaşık 700.000 metrekarelik alanda çalışmalarını kurabilecekleri veya gerçekleştirebilecekleri bir yer olduğu için, gezginlere şehrin birçok yaratıcı yönünü tek bir yerde görme şansı sunuyor.
Bu kompleks, büyük bir açık alanla birbirine bağlanan, başlangıçta canlı hayvan pazarları, yönetim ofisleri ve ekipman deposu olarak kullanılan birçok farklı binadan oluşuyor.
Matadero Madrid, Çağdaş Yaratılış Merkezi, Luis Bellido tarafından Madrid’in hayvancılık pazarı için tasarlanan, 1908 ile 1928 yılları arasında inşa edilmiş bir grup endüstriyel binada yer almaktadır. Bu binalar şehrin en ilginç mimari alanlarından biridir. Bu endüstriyel miras yenilenmiş ve vatandaş katılımını teşvik eden farklı etkinliklerle kültürel yayma, araştırma ve yaratma merkezi haline getirilmiştir.
2.14.Almudena Katedrali
Madrid şehir merkezinde, Kraliyet Sarayı’nın önünde yer alan Almudena Katedrali de, şehrin en popüler cazibe merkezlerinden biri. Neoklasik, Neogotik, Neoromanesk gibi farklı tarzları birleşiminden oluşan katedral, 102 metre uzunluğunda ve 73 metre yüksekliğinde Latin haç planına sahip.
Katedralin ana cephesi, heykeltıraş Ramón Chaparro tarafından yaratılan ve dört İspanyol azizini temsil eden San Isidro, Santa María de la Cabeza, Santa Teresa de Jesus ve San Fernando adı verilen dört heykelle taçlandırılmış.
2.15.Plaza de Espana
Plaza de España, Madrid’in merkezinde, Gran Via Caddesi’ne yakın bir konumda bulunan şehrin en canlı meydanlarından biri. Yapılacak ve görülecek çok fazla şey olmasa da, meydan yakınlarında cafe ve restoranlardan hediyelik eşya mağazalarına ve harika mimariye sahip binaları görebilirsiniz.
3.Alternatif Olarak Madrid’de Ne Yapılır ?
Madrid’de 3-4 gün veya daha uzun bir süre kalmayı planlıyorsanız, yukarıdaki çekim merkezlerinden sonra, daha az turistik olan, fakat zamanı olan her turistin mutlaka göz atmak isteyebileceği aşağıdaki cazibe merkezlerini de listenize ekleyebilirsiniz. Ayrıca bu cazibe merkezlerinin çoğunu ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.
3.1.Casa de Campo’yu Keşfedin
Casa De Campo, Madrid’in en büyük parkı ve çocuklarla Madrid’i ziyaret ediyorsanız, yapılacak birçok aile dostuyla kaçırılmaması gereken cazibe merkezlerinden biri.
Casa de Campo Parkında ister piknik isterseniz de eğlence merkezinde hız trenine binebilirsiniz. Ayrıca hayvanat bahçesi de burada bulunuyor. Madrid’in hayvanat bahçesinde dünyanın dört bir yanından 6.000’den fazla hayvan bulunur ve dünyada dev pandalara ev sahipliği yapan birkaç hayvanat bahçesinden biridir.
Manzanares Nehri’ne doğru inerek şehrin merkezinden Casa de Campo’ya yürümek kolaydır. Nehrin etrafındaki bölge, Madrid Rio, yakın zamanda yenilenmiştir ve çocuklar için çeşitli oyun parklarının yanı sıra yürüyüş yapmak için popüler bir yerdir.
3.2.Thyssen-Bornemisza Müzesi’ni Görün
Thyssen-Bornemisza Müzesi, Madrid’deki en popüler sanat müzelerinden biri ve Reina Sofia Müzesi ve Prado Müzesi ile birlikte Altın Sanat Üçgeni’ni (Golden Triangle of Art) oluşturur. Thyssen’in kapsamlı koleksiyonu yaklaşık 1.000 sanat eserini içeriyor.
Müze, “El Palacio de Villahermosa” adlı güzel bir sarayda yer alıyor. Bu saray, 18. yüzyılın sonunda inşa edilmiş ve Madrid’deki neoklasik mimarinin en önemli örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Museo Thyssen üç farklı kata yayılmıştır. Avrupa resminin evrimini, çeşitli akımları, stilleri ve ünlü sanatçıları keşfetmek için ikinci kattan başlamanızı, ardından birinci katı ve son olarak alt katı keşfetmenizi öneririz. Müze, on yedinci ila yirminci yüzyıl sanatını kapsar ve Van Gogh, Kirchner, Hopper, Gauguin, Rubens ve Frans Hals gibi dünyaca ünlü ressamların resimlerini içerir.
Thyssen-Bornemisza Müzesi, örneğin Prado müzesi kadar ünlü esere sahip olmasa da, Madrid’deki diğer iki en önemli sanat müzesini tamamlayan etkileyici bir koleksiyona sahiptir ve görülmeye değerdir.
3.3.Jardín El Capricho de la Alameda de Osuna Parkına Uğrayın
Bu güzel bahçe Barajas semtinde bulunur ve yalnızca hafta sonları ve tatillerde açıktır. Madrid’in en güzel ve paradoksal bir şekilde en az bilinen parklarından biri.
Bahçe üç farklı stil sunar: parter veya Fransız bahçesi, İngiliz manzarası ve İtalyan giardino. Sarayın batı cephesinin önünde, çitleri yere işlenmiş gibi kesilmiş parter uzanır. Alt kısımda, kışın güneşlenebileceğiniz veya yaz güneşinden gölgeye sığınabileceğiniz çitleri ağaçlarla birleştiren, arazinin en eski alanı olan İtalyan alanı vardır. Son olarak, parkın geri kalanı, sizi en gizli köşelerde dolaşmaya ve durmaya davet eden, doğayı en saf haliyle çağrıştıran tipik bir İngiliz peyzaj bahçesi olarak tasarlanmış.
3.4.La Casa Encendida İçin Zaman Ayırın
La Casa Encendida, Montemadrid Vakfı’nın bir sosyal ve kültürel merkezi, tüm izleyiciler için açık ve dinamik bir alan, en avangart sanatsal ifadelerden bazılarının eğitim faaliyetleri, yansıma ve tartışma ile bir arada var olduğu, dört eylem alanı etrafında dönüyor. : Kültür, Dayanışma, Çevre ve Eğitim.
CaixaForum’a benzer şekilde, La Casa Encendida (“Yanan Ev”), öncelikle Madrid’deki genç ve alternatif sanatçılara hizmet veren bir sosyal ve kültürel alışveriş alanıdır. La Casa Encendida barı ve kafesi olan muhteşem bir çatı terasına sahip olmasıyla da turistlerin ilgisini çekmeyi başarıyor. Yemyeşil bahçeleri ve sakin, serin atmosferi ile teras, Madrid’in ortasında gizlenmiş doğal güzelliğin tadını çıkarmak ve dinlenmek için mükemmel bir yerdir. La Casa Encendida ayrıca sıcak aylarda terasta birçok sinema festivaline ve konsere ev sahipliği yapmaktadır.
3.5.Teatro Real’de Gösteriye Katılın
Kraliçe I. Isabella döneminde mimar Antonio López Aguado tarafından tasarlanan opera binası 1850’de açılmış. Puerta del Sol’dan bir taş atımı uzaklıkta bulunan bina, 75 yılı aşkın bir süredir Avrupa’nın önde gelen tiyatrolarından biriymiş, 1925’te güvensiz kabul edilmiş ve 41 yıl süreyle kapatılmış. 1966’da İspanyol Ulusal Orkestrası’nın yerleşik orkestrası olduğu bir konser salonu olarak yeniden açılmış. 1977’de Ulusal Anıt ilan edilmiş ve 1997’de 7 yıllık kapsamlı çalışmaların ardından Teatro Real, bir kez daha Madrid’in opera sahnesine ev sahipliği yapmaya başlamış.
Madrid’in Teatro Real’i, Avrupa’nın en önemli opera evlerinden biridir ve aynı zamanda şehrin en sembolik yerlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu bina, Madrid Kraliyet Sarayı’nın önünde, Plaza de Oriente’de güzel bir yerleşim bölgesinde yer alıyor.
Bu opera binasını görmek için konserlere katılmanız da gerekmiyor. Rehberli turlarla iç mekanı görebilir, bu zarif binanın çeşitli salonlarını ve odalarını keşfedebilirsiniz.
3.6.Geleneksel İspanyol Lezzetlerini Deneyin
Madrid, hem geleneksel İspanyol lezzetleri hem de Katalan yemekleriyle gurmeler için adeta bir cennet. Madrid’deyken mutlaka denemenizi tavsiye edebileceğimiz lezzetlerden bazıları ise ;
- Patatas bravas ; Patatas bravas, soğan, sarımsak ve kırmızı biber ile baharatlı domates sosuna batırılmış patates küplerinden oluşan geleneksel bir tapas yemeğidir. Malzemelerin bu leziz kombinasyonu, İspanya’nın her yerindeki çok sayıda tapa barında temel bir öğedir ve özellikle gece geç saatlerde atıştırma olarak popülerdir.
- Torrijas ; Torrijas, yumurta karışımına batırılan Fransız tostunun aksine, önce süte batırılmış, çırpılmış yumurtaya batırılmış ve ardından sıcak zeytinyağında kızartılmış artık ekmek dilimlerinden oluşan klasik Fransız tostunun İspanyol versiyonudur.
- Cocido madrileño ; Madrid mutfağının cocido madrileño olarak bilinen en sembolik yemeklerinden biri, kökenleri orta çağ Castilla La Mancha’ya kadar izlenebilen doyurucu bir et ve nohut yahnisidir. Bir zamanlar kış aylarında yaygın olarak tüketilen cocido madrileño, bugünlerde Madrid’in birçok restoran ve tavernasında yıl boyunca hazır olarak bulunabilir.
- Huevos rotos ; Basit ve ucuz bir lezzet olan huevos rotos, Madrid’e özgü bir İspanyol yemeğidir. Zeytinyağında kızartılan yumurtaların daha sonra patates kızartmasının üzerine yerleştirilmesinden oluşur. Yemeğin üzerine geleneksel olarak chorizo parçaları, deniz ürünleri veya İber jambonu dilimleri konur.
3.7.Ücretsiz Yürüyüş Turlarına Katılın
Madrid’de ücretli ve ücretsiz olmak üzere çok sayıda farklı tur firmaları bulabilirsiniz. Eğer bütçeli bir Madrid seyahati planlıyorsanız, sadece rehbere birkaç euro bahşiş vermeyi içeren ücretsiz yürüyüş turlarına katılmayı düşünebilirsiniz. Bu turlar ile Madrid’in önde gelen cazibe merkezlerini 3-4 saatlik bir sürede görebiliyorsunuz. Hemen her turistik yeri dışarıdan gördüğünüzden dolayı, bu kısa sürede çok fazla yer görebiliyorsunuz.
3.8.Las Ventas Boğa Güreşi Arenasını Görün
İnşaatı sırasında hayatını kaybeden José Espelius’un bir projesine dayanarak, 1931’de Manuel Muñoz Monasterio tarafından tamamlanan ve aynı yıl içerisinde açılan Las Ventas Boğa Güreşi Arenası, 23.798 taraftar kapasiteli ve dünyanın en büyük arenalarından biri olarak biliniyor.
El boyaması çinilerle Neo-Mudéjar tarzında inşa edilmiş, Las Ventas’ın tarihini gösteren önemli bir boğa güreşi müzesine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca sırasıyla Meksika ve Madrid’in patronları olan Virgen de Guadalupe ve Virgen de la Paloma’ya adanmış bir şapeli vardır. Bunun yanında arenada en son teknoloji ile donatılmış bir revir ve iki eksiksiz ameliyathane bulunuyor.
Antonio Bienvenida Salonu, Antoñete Salonu ve 2.000’den fazla cilt içeren küçük bir kütüphaneye de ev sahipliği yapan Cossío Salonu olmak üzere üç farklı kültür salonu da var.
3.9.Sıcak Çikolata İçin Chocolatería San Ginés’e Gidin
Pasadizo de San Ginés’de, Puerta del Sol’a birkaç metre uzaklıkta yer alan bu çikolata dükkanı, şehrin en ünlüsü. 1894’ten beri Madrid sakinlerine ve turistlere geleneksel tatlılı çikolatanın yanı sıra alkolsüz içecekler, kahveler ve diğer hamur işleri sunmaktadır.
Tatlılarınızı hem tesis içinde hem de yaya caddesi boyunca uzanan açık terasta yiyebilirsiniz.
Otantik beyaz mermer masalar ve kiremitli bir tezgahla dekore edilmiş San Ginés Çikolata Dükkanı, Benito Pérez Galdós’un yazdığı Los Episodios Nacionales veya Valle Inclan’ın yazdığı Luces de Bohemia gibi birçok edebi eserde adını almış olmasıyla da ünlüdür.
3.10.İlgi Çekici Müzeleri Ziyaret Edin
Madrid’de çok fazla müze var. Bunların hepsini birkaç günde ziyaret etmek pek mümkün olmadığından dolayı, en sevilen ve en önemli olan müzelerden birkaçını görmeyi düşünebilirsiniz. Madrid Ulusal Arkeoloji Müzesi, Reina Sofia Müzesi, Prado Müzesi ve Thyssen-Bornemisza Müzesi’nin dışında kaçırmak istemeyeceğiniz müzelerden bazıları ise ;
- Romantizm Müzesi (Museo del Romanticismo) ; 1833 ile 1868 yılları arasındaki 16.000’den fazla eser, tablo ve mobilya bulabileceğiniz yerdir. Müze, San Mateo’daki Matallana Markisi’nin 18. yüzyıldan kalma sarayında yer alıyor. Goya, Madrazo, Alenza ve Esquivel’in şaheserlerinin yanı sıra İspanya’nın Romantik döneminden porselen bebekler, piyanolar ve süslü gümüş eşyalar sergileniyor. Giriş ücreti yaklaşık 3 €’dur, ancak müzeye her Cumartesi saat 14:30’dan itibaren ve Pazar günü tüm gün ücretsiz olarak girebilirsiniz.
- Ulusal Doğa Bilimleri Müzesi ; Bu müzenin tarihi, Kral III. Carlos’un burayı Kraliyet Doğa Tarihi Kabinesi olarak kurduğu 18. yüzyılın sonlarına kadar uzanıyor. Bugün müze, arkeoloji, biyolojik çeşitlilik, evrimsel ekoloji, volkanoloji ve jeoloji üzerine kalıcı ve geçici sergiler sunuyor. En çok ziyaret edilen sergilerinden biri, 1913’te Kral XIII. Alfonso’ya bağışlanan Diplodocus carnegii’nin kopyasıdır. Giriş ücreti 7€.
- Museo Nacional de Artes Decorativas (Ulusal Dekoratif Sanatlar Müzesi) ; MÖ 400’e kadar uzanan 70.000’den fazla mobilya, duvar halısı ve dekoratif sanat eseri sergiliyor. Burada göze çarpan öğeler arasında antika bebek evleri, Talavera ve Teruel’den seramikler ve Çin’in Ming ve Qing hanedanlarından porselenlerin sergilendiği bir Oryantal Sanatlar koleksiyonu yer alıyor. En çok ziyaret edilen sergilerinden biri, 18. yüzyıldan kalma bir ev ortamının görüntüsünü oluşturan 1.600’den fazla boyalı karoya sahip Valensiya mutfağıdır. Giriş ücreti 3€.
3.11.Madrid Rio Park’ta Dinlenin
Nehrin 10 km’lik bir bölümü boyunca uzanan büyük bir park olan Madrid Rio Park, hem çift olarak hem de ailece yapılacak birçok aktiviteye ev sahipliği yapıyor. Ayrıca park içerisinde birçok ilgi çekici görülecek yer de var.
Çocuklar, Salón de Pinos boyunca bulunan ve tümü ahşap ve kenevir ipi gibi sürdürülebilir, doğal malzemelerden yapılmış salıncaklar, şekillendirme ağları, hamaklar, asma köprüler veya tırmanma sarmaşıkları bulunan 17 oyun alanında eğlenebilirler.
Her bölgenin yaşa göre farklı özellikleri vardır, bu nedenle beceri, denge ve güce dayalı olarak küçük ve büyük çocuklar için ayrılmış alanlar vardır. Hem çocuklar hem de yetişkinlerin keyifli zaman geçirebileceği park, özellikle sıcak aylarında canlanıyor.
3.12.Barrio de La Latina’yı Keşfedin
Madrid’in kalbinde yer alan bölgelerden biri olan La Latina, Madrid’in geleneksel havasını koruyan nadir bölgelerden bir tanesi.
Orta Çağ’dan kalma bir İslam kalesi üzerine inşa edilmiş olan La Latina, Madrid’in en eski ve en hareketli semtlerinden biri. La Latina, tapas barları, restoranları ve güzel kiliselerle noktalanan plazalarla kaplı dar sokakları ile pitoreskken, Madrid’in merkezindeki bu mahalle modern ve hareketlidir ve yapılacak çok sayıda şeye sahiptir.
Bu mahalle adını, halk arasında 15. yüzyılın en önemli karakterlerinden biri olan La Latina olarak bilinen yazar ve hümanist Beatriz Galindo’ya borçludur.
3.13.Parque Juan Carlos I’deki Heykelleri İnceleyin
Bu park, 1992’de Avrupa Kültür Başkenti seçilen Madrid şehrinin simgesel bir bölgesi olma hedefiyle 1990 ve 1992 yılları arasında inşa edilmiştir. Parkta ayrıca eğlence, kültür ve dinlence alanları da vardır. Gelecek için tasarlanmış, benzersiz özelliklere sahip bir banliyö parkıdır. İlk başta projeye adını veren “Olivar de la Hinojosa” arazisinde kuruludur, ancak adı kesin olarak Juan Carlos I Park olarak değiştirilmiştir. 13 kilometrelik patika ve 118.700 metrekare su özelliği ile 220 hektarlık bir alanı kaplamaktadır.
Park çok büyük ve açık hava etkinliklerinin tadını çıkarabileceğiniz çok fazla alana sahip. Juan Carlos I parkı, size küçük bir trende ücretsiz park ziyareti ve başka hiçbir Madrid parkının sunmadığı bir hizmet olan ücretsiz bisiklet kiralama gibi birçok şey sunar. Park, çoğunlukla yalnızca yerel halk tarafından kullanılsa da, kesinlikle Madrid’in başlıca turistik yerlerinden biridir.
3.14.Sabatini Bahçeleri’ni Görün
Sabatini Bahçeleri (Jardines de Sabatini), Madrid’deki Kraliyet Sarayı’nın kuzey cephesinde bulunan neoklasik tarzdaki bahçelerdir. Bahçeler, 18. yüzyıl İtalyan mimarı Francesco Sabatini’den almış olsa da, başka bir peyzaj mimarı tarafından tasarlanmış.
Neoklasik bir tarzda düzenlenen park, simetrik olarak düzenlenmiş ve güzel şekillerde kesilmiş bir havuz, çeşmeler, heykeller ve çalılar ile üç terasa bölünmüş.
Sabatini Bahçeleri, Kraliyet Sarayı’nın yanındaki ayrıcalıklı konumları nedeniyle İspanyol Kraliyet Ailesi’nin evini ziyaret ederken mutlaka görülmesi gereken bir duraktır.
Yaz aylarında zarif Sabatini Bahçeleri, canlı müzik ve çeşitli kültürel etkinliklerle harika bir festival olan “Los Veranos de la Villa”ya ev sahipliği yapar.
3.15.Antón Martín Pazarı’nda Yerel Halkın Günlük Yaşamını Keşfedin
Mercado Antón Martín, şehrin en geleneksel pazarlarından biri. Organik ürünlerden şaraplara, ayakkabılara ve giysilere kadar hemen her şeyi satan 60’tan fazla tezgaha sahip olan pazar, alışveriş için olmasa bile Madrid halkının günlük yaşamını deneyimlemek için gidilecek yerlerden biri.
Pazar, bir nevi alışveriş merkezi. Çeşitli restoranların yanında geleneksel yemek tezgahlarının bulunduğu, büyük ölçüde sokak yemekleri ve İspanya, İtalya, Asya ve dünya mutfaklarından lezzetler içeren bir gurme cenneti. Aklınıza gelebilecek hemen her lezzeti bulabileceğiniz pazarda yeme içme de, şehrin geri kalanına nazaran daha uygun fiyatlı.
3.16.Gece Hayatı İçin Zaman Ayırın
Madrid, muhteşem bir gece hayatı ile Avrupa’nın en hareketli şehirlerinden biri olarak biliniyor. Başkent, her zevke uygun farklı türde barlar ve kulüplerle birkaç bölgeye ayrılıyor. Bunlar ;
- Huertas: Şehrin en canlı ve ünlü bölgelerinden biri. Huertas, turistler ve yabancı öğrenciler arasında çok popülerdir. En iyi bar ve kulüp seçeneklerini sunan sokaklar, Calle Huertas ve paralel sokaklarıdır. Bölge, Puerta del Sol’a çok yakındır.
- Malasaña: Bu bölge şehir merkezinde yer almaktadır. 80’lerde İspanya’daki sosyo-kültürel bir hareket olan “La Movida”nın kalbiydi. Bu mahalle artık modaya uygun ve bohem barları ve restoranlarıyla oldukça yenilikçi. Kulüpleri oldukça küçük ve çoğu indie müzik çalıyor.
- Chueca: Chueca, Madrid’in “Soho’su” olarak tanımlanabilir. Bu küçük bölge harika restoranlar, barlar ve gece kulüpleriyle doludur.
- Avenida de Brasil: Bernabéu Stadyumu’nun çok yakınında, şu anda dışarı çıkmak için en iyi yerlerden biri. Barlar ve kulüpler Malasaña ve Chueca’dakinden daha büyüktür ve genellikle daha pahalıdır.
Şehirdeki en popüler gece kulüplerinden bazıları ise ;
- Kapital (Calle Atocha, 125): Kapital, Madrid’in en büyük ve en ünlü diskosudur. Yedi katlı eski bir tiyatroda yer almaktadır ve her katta farklı müzikler çalmaktadır. Son kat, hava güzel olduğunda açık bir terasa dönüşür ve genellikle genç İspanyolların yanı sıra turistlerle doludur.
- Joy Eslava (Calle Arenal, 11): Açıldığı 1981’den bu yana Madrid’in en canlı gece kulüplerinden biri olan Joy Eslava, her gün açık ve her yaştan uluslararası insanla dolu.
- New Garamond (Calle Rosario Pino, 14): New Garamond, Madrid’deki en ünlü gece kulüplerinden biri. Plaza Castilla’nın yakınında yer almaktadır. Bu kulüp biraz daha orta yaş kesime hitap ediyor.










































